‘Doğu’lu Ruhlara ‘Batı’lı Elbise Giydirmek ! « Samsun Star Haber

17 Ocak 2021 - 12:18

‘Doğu’lu Ruhlara ‘Batı’lı Elbise Giydirmek !

Bugün konumuz Batı. Bu yazı, özellikle ülkemiz aydınlarının 

‘Doğu’lu Ruhlara ‘Batı’lı Elbise Giydirmek !
Son Güncelleme :

11 Ocak 2021 - 14:36

GİRİŞ

Bugün konumuz Batı. Bu yazı, özellikle ülkemiz aydınlarının Batı’ya bakış açılarındaki çarpıklığı konu alan ve  eleştirel bir yaklaşım içeren kısa değinilerden oluşmaktadır. Bunun için, daha okumadan, bana kızan ve tepki gösteren olacaktır. Buna alışığım, yadırgamam. Ama; bu niyette olanlara da, “vur, ama oku” demek isterim.

Kendimi de muaf tutmadan söylüyorum: Biraz dikkatle bakarsak aslında az ya da çok hepimizin, hem fikri zeminlerde, hem kimliklerimiz konusunda, hem de yaşam pratiklerimizle ilgili olarak Doğu – Batı arasında arafta kaldığımızı, tercih yapmakta bocaladığımızı görürüz. Her birimiz, bazen Batı’dan nefret eder, onu en büyük düşmanımız belleriz; bazen de farklı konularda, farklı gerekçelerle, Batı’ya hayranlık duyar, özenir, öykünür, onu örnek alır, ürettiğini takdir eder, beğenir, temin eder, kullanırız.

İşte zaten, belki de Batı karşısındaki en büyük zaafımız da budur! Yani “Batı daha iyisini, kalitelisini yapmışken, yapıyorken, kolayca temin edebilecekken, biz neden yeniden Amerikayı keşfetmeye çalışalım” uyuşukluğu. İşte o yüzden uçak fabrikamız kapandı ve hala yerli otomobil sayıklıyoruz. Ve hala o yüzden bir miskinlik var üzerimizde, yeni diye yapıp ettiklerimizde özgünlük yok, yerlilik, millilik yok. En önemlisi de kendi kültür ve medeniyetimizle bağımız yok.

Pek çoğumuz için, tam olarak farkında olmasak da Batı deyince akan sular duruyor. Batı, çağın medeniyeti, insanlığın ufkuymuş gibi geliyor bize!

Aslında, yazacağımda kendi zavallı hikayemizdir!

Diyorum ki:

Bu Ülkenin, Batı’dan esinlense bile, taklit etmeyen, ders alsa bile, geçmişe takılıp kalmayan, sürekli ileriye, hep daha iyiye odaklanmış, yeniliklere açık olmakla birlikte kadim kökleri de inkar etmeyen, adaleti, barışı, insanı önceleyen özgün yeni bir siyaset anlayışına ihtiyaç var.

Hala Batı’dan medet umanlar var mı?

Size Batı’nın Müslüman ölümlerine karşı tavrını, örneğin, Bosna’yı ve Irak’ı hatırlatmam gerekiyor mu? Ya da Pakistan, Kırım, Çeçenistan, Doğu Türkistan, Arakan, Myanmar, Çad, Tunus ve diğer pek çoklarını…

Eğer ölümleri durduracak askeri ve siyasi gücümüz var diyorsanız, Batı’nın keyfini beklemeyelim, gereği neyse bir an önce yapalım. Yok eğer, “olmaz, yapamayız. uluslararası hukuk, güç dengeleri, ülke çıkarları” vs. diyorsanız, o zaman da lütfen sadece dua edelim.

Zalimi kışkırtıp, zulmü artıracak söylemlerimiz şu aşamada, ölümlerin artmasından başka neye hizmet edebilir ki?

Medeniyet batı/yor mu?

Biz böyle tembel, böyle bilgiye uzak, değerlerimize duyarsız, böylesine çürüme içerisinde, inkarcı ve kökümüze yabancılaşmış olduğumuz sürece, bu miskinliğimizden yararlanıp bizi haçlı savaşlarıyla yeryüzünden silmeye çalışan, sömürgecilikle köleleştirip beden gücümüzü kullanan, emperyalizmle dönüştürüp başkalaştıran, demokrasi ve insan hakları götürme bahanesiyle milyonlarcamızı bizzat öldüren, olmadı maşaları aracılığı ile bizi birbirimize kırdıran Batı’yı suçlamaya ne hacet…

Hayranlıkla, uyumaya devam!

Doğulu ruhlara batılı beden

“İnsanın medeniyeti” Doğu’dan yükseldi, Batı’da çöküyor. Doğulu ruhlara, batıl’ı beden giydirenler bu çöküşün en büyük mimarlarıdır.

Doğuda batılı olmak

Batıl’ının yozlaşmış değerleri ile kendi kültürünü eleştirip aşağılayan doğulu bir milletin ferdi olmak ya da olmamak. İşte bütün mesele.

Cesur batıcılar

Batı’dan ne gelirse, kayıtsız şartsız iman edenleri kınamamak gerekir.
En azından, daha iyisini yapamadıklarını itiraf edecek kadar cesurlar…

Eleştiri/Yorum

Batılının 300 yıl önce bilinçli olarak, açık-gizli Hıristiyan teolojisi ve kültürü etkisi altında ürettiği 1800’lü yıllarda özellikle sanayi devrimi ile birlikte “Batılılaşma” politikalarıyla kendi evlatlarınca, milletimize dayatılan, ezberletilen, zorla giydirilen tüm anti-oryantalist (ve tabii ki anti-İslami) sözde seküler, rasyonel, kavram, kurum, fikir ve ideolojileri sorgulamaksızın benimseyip, içselleştirdiği halde, içinde doğduğu toplumun kadim medeniyet ve değerlerini, acımasız bir dille eleştirip aşağılayanların, niyetlerini sorgulamaları gerektiğini düşünüyorum.

Aşağılık kompleksi

Batılılar, bir zamanlar temsilcilerinden çok çekindikleri Türklük ve Müslümanlığı, ellerine geçen ilk tarihi fırsatta öylesine aşağıladılar, öylesine küçük düşürdüler ki, günümüze hala pek çok Batı hayranı “sözde” Türk ve Müslüman, bu aşağılık kompleksinden kurtulabilmiş değil, arınabilecek gibi de görünmüyor.

Doğu-batı karşılaştırması objektif mi?

Kendisine ait tarihsel, sosyolojik, antropolojik bir köken, kültürel kimlik, öz benlik bilinci ve medeniyet şuurundan yoksun, salt aktüel ve ekonomik gerçeklik üzerinden “batı hayranı” olmak yeterlimi dir?

Güneş Batıdan Doğar mı?

Günden güne ‘batı’yor insanlık.
Güneşinde ‘doğu’dan batması yakındır.

Güneş batıdan doğsun isteyenler var.
Bilmezler mi ki o gün herşeyin sonu olacak.

Batıyı galip ilan etmek

Batı – Doğu kıyaslaması / karşılaştırmasında;

1) Batı’nın penceresinden bakarak; yani Batının yapı ve kurumlarını ideal tipler sayarak, Batının ürettiği teknolojiye başvurarak, Batının kendi sistemini idealize etmek üzere oluşturduğu ölçütleri kullanarak;

2) Batı ve Doğuyu tarihsel geçmişlerinden, kültürel birikimlerinden soyutlayarak;

3) Batı ve Doğunun geçmişten bugüne ilişkilerini göz ardı ederek (Haçlı savaşları, sömürgeci ve emperyalist zihniyet ve uygulamalar vb.)

4) Daha ziyade materyalist bir perspektiften, milli gelir, kişi başına düşen hasıla, refah düzeyi, ekonomik, sınai gelişmişlik vb. göstergeleri baz alarak; ve

5) Potansiyelleri bütünüyle yok sayarak (örn, Japonya, Çin ve Kore’nin 30 -50 yıl öncesi – şimdiki hali arasındaki farkı doğuran şey gibi) mevcut durumları esas alınarak yapıldığında kazanan baştan bellidir.

Yolunu kaybetmiş mütefekkirler!

İyi niyetle dünyayı kurtarmaya kendince ant içmiş bir kaç doğulu mütefekkirin, batının ışığından gözleri kamaşmış, yönünü şaşırmış, neye hizmet ettiğini unutmuş vaziyette, taraflı açıklamalarını ve tutumlarını da hayretle izliyorum.

Batılının ilmiyle iştigal

Başkasının ilmiyle alim, imanıyla mümin olunamaz. Üzülerek gözlemlediğim gerçeklik ise, Türk bilim insanlarının büyük çoğunluğunun Batılının ilmiyle iştigal ettiğidir.

Düşünmek mi, eşelemek mi?

Düşünmek eylemi, batılının bilgi çöplüğünü eşelemek değildir. Batı’dan referans göstermeden bilim yapamayan aydınlarımızın sergilediği “özgüven” salınımına hayranım. Artık, özgün fikirler, özgün teknolojiler, özgün yazılımlar, özgün ekonomiler, özgün tarım ve hayvancılık vb. üretmek zorundayız.

Türkiye’de bilim

Türkiye’de bilim, çoğunlukla Batı’da üretilmiş fikir ve düşüncelerin, önce Türkçeye aktarılması, sonra da, yine Batılılarca revize edilene kadar, alanına göre herkesin çeşitli biçimlerde tekrarlamasından ibarettir.

Eğer Batılılaşma ve Batılılar olmasaydı, bugünkü Türk bilim insanları ve sanatçılarının pek çoğu da olmazdı!

Türkiye’de fikir de, edebiyat ta, sanat da çok daha yerli, özgün ve nitelikli olmak zorunda.

Batılının kendi kültürel birikimi, tarihsel ve sosyolojik gereklilikleri çerçevesinde, evrensellik iddiasıyla etik kaygı gütmeksizin ürete geldiği, bilim, felsefe ve sanat ürünlerini, hemen hiç sorgulamaksızın dilimize kazandırarak, ve taklit etmekten başka bir maharetimiz olmayarak yazar/çizer, eğitimci ve sanatçı kadrosu ile, eğitim kurumlarınız / akademiniz olsa ne olur, olmasa ne olur?

Önce sen aydınlan!

Bana aydınlanmadan bahsedecek akademisyenler, önce zihnini yabancı fikirlerden, iradesini batıya teslimiyetten arındırmalıdır.

Felsefe ve medeniyet

Sanayi devrimi ile birlikte doğal kaynakları kendi mülkü gibi tüketen Batı, felsefeyi de, medeniyeti de yeni kaynaklar için üretti.

Genç dimağlar!

Batılı fikirler, öyle nakşedilmiş ki gençlerimizin körpe dimağına, savunduğu düşüncenin atasına ve inancına küfretmekten ibaret olduğunu zannediyor. Üstelik bazıları bunun farkında bile değil. Sürü psikolojisi ile kalabalıklara ayak uyduruyor o kadar.

Modern Türk düşüncesi

Modern Türk düşüncesi, tarih çöplüğünden ayıklananlar ve Batı entelijansiyası artıklarından seçilenler arasındaki çatışmadan damıtılmaya çalışılan fikir kırıntılarıyla örülmektedir.

Ondan bu kadar koku geliyor!

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Tuncer KESKİN 13 Ocak 2021 / 22:52 Cevapla

Batı hayranlığı olanlar üretebilme yetisi olup da üretmeyenler, üretmek isteyenlere de engel olanlardır. Öncelikle Cumhuriyetin ilanından itibaren gelen hükümetleri tek tek tarafsız bir şekilde masaya yatırmak incelemek lazımdır. Hangisi ne kadar milliydi. Hangisi bu vatan için ne üretti. Hangi fabrikaları kurdu hangi ürünleri ihraç etti hangilerini ithal etti. Hangisi tarım politikalarını, hayvancılık politikalrını geliştirdi. Hangisi bilime ne kadar önem verdi. 1. ve 2. Dünya savaşlarında büyük insan ve ekonomik kayıplara uğramış ülkeler hem doğuda hem batıda günümüzde ne durumdalar bunlara bakmal lazım. Gençlerimiz artık eskisi gibi değil. Herşeyi görüyorlar. Öncelikle ülke olarak bilim nerdeyse ister doğuda ister batıda bunu en kısa zamanda ülkemize taşımamız gerekiyor. Boş hayallerle bir yere varılamaz. Tabi ki bu dediklerim gerçekten yerli ve milli politikalarla hayat bulabilir. Çağ uzay çağı biz hala nelerle gündem oluşturuyoruz.

Google News

Samsun'da Hava Durumu

Samsun'da Namaz Vakitleri
Google News