Eğitimde Eski ve Yeni Yaklaşımlar | Samsun HaberSamsun Haber

5 Aralık 2020 - 02:57

Eğitimde Eski ve Yeni Yaklaşımlar

İki binli yılların başında eğitimde yeni yaklaşımlar doğrultusunda öğrenci merkezli ve yapılandırmacı bir sistem uygulanmaya başladı.

Eğitimde Eski ve Yeni Yaklaşımlar
Son Güncelleme :

06 Kasım 2020 - 15:29

Eğitimde Eski ve Yeni Yaklaşımlar

İki binli yılların başında eğitimde yeni yaklaşımlar doğrultusunda öğrenci merkezli ve yapılandırmacı bir sistem uygulanmaya başladı. Daha çok bu yapılanma felsefî olarak Newton’cu bir yaklaşımdan Kuantum’cu bir yaklaşıma geçiş sürecidir. Bu yeni yapılanma doğrultusunda müfredat programları yenilenmiş ve etkinlik ağırlıklı bir öğretime geçilmiştir. Şimdilik eski ve yeni yaklaşımları pratik olarak tasnif etmeye çalışalım.

Eğitimde Eski Yaklaşım tarzları şöyleydi:

  • Eti senin kemiği benim.(Âileler sorumluluklarını okula ve öğretmene havale ediyor.)
  • Okul çocuğu meşgul etme yeridir.(Şu okullar bir açılsa da çocuklardan kurtulsak anlayışı!)
  • Okul sevimsiz mekânlardır. (Okullar hem mekân, hem de çevre olarak hazır bulunuşluk olarak uygun değil.)
  • Âile pasif, bazen reaktiftir. (Âileler çocuğun eğitiminde sorumluluk almıyor, kendisine göre gördüğü problemde şiddetli refleks gösteriyor.)
  • Âile çocuğun sahibidir.(Âileler her halikârda çocuğun koruyucu partneri.)
  • Çocuk anne ve babanın esiri gibidir.(Çocuk eğitim tercihinde belirleyici değil, âile bu konuda en iyisini bilir ve bütün seçimleri âile yapar.)
  • Âile çocuğa bakmak, büyütmek, beslemek ve barındırmak için vardır.(Onun için eğitim işi devletin, okulun ve öğretmenin işidir.)
  • Çocuk Âilede vatandaştır; verilen emirlere uyan, pasif bir uygulayıcıdır.(Âile içinde alınan kararlarda çocuklar devrede yoktur, emir cümleleriyle yönetilir.)
  • Çocuğun geleceği babası veya öğretmeni belirler.(Meslek ve okul seçiminde âile aktiftir, gerekirse öğretmenden görüş alır ve çocuğa sormadan onların istediği mesleğe yönlendirilir.)

Eğitimde Yeni Yaklaşım tarzları ise şöyledir:

  • Eti de kemiği de benim. Sen kim oluyorsun? (Âile çocuğunu sahipleniyor. Olması gereken de budur.)
  • Okul çocuğu eğitme ve yönlendirme yeridir. (Okul sadece çocukların kabiliyetlerine göre hazırlanan ortamlardır; oyun, eğlence ve diğer materyallerle donatılıp yeteneklerin ortaya çıkarılarak çocukların hayata hazırlandığı yerlerdir.)
  • Okul öğrenmeyi eğlenceli hale getirir.(Etkinlikler hem eğlenceli, hem de öğrenmeyi sağlayan en önemli ders yöntemleridir. Çocuklar bu tür eğlenceli etkinliklere severek katılır ve bizzat işin içindedir.)
  • Âile aktif, katılımcı ve proaktiftir. (Âile artık eğitimin bir parçasıdır. Eğitime katkı yapan ve elini taşın altına sokan konumdadır.)
  • Âile çocuğun rehberidir.(Âilenin asıl fonksiyonu çocuğuna yol göstermek, destek vermek ve çocuğunun eğitimine katkı yapmaktır. Yöneten değil, yönlendiren, çocuğunun tercihlerinde yardımcı olan ve yeteneklerine göre seçimlerini takip edendir.)
  • Çocuk anne ve babadan bağımsız, özgür bir bireydir.(Her insan farklı bir fıtrata sahiptir. Nasıl ki yüz simalarımız farklı ise, yeteneklerimiz de farklıdır. Çocuklarımız hür ve özgür bir bireydir, ancak rehberliğe ihtiyacı vardır. Onları kırmadan ve dökmeden yönlendirmemiz lâzım.)
  • Âile, bunlarla birlikte eğitmek için de vardır. (Âile eğitim ve öğretimin en önemli bileşenidir. Eğitim âilede başlar, okul ve hayatın bütün safhalarında devam eder.)
  • Çocuk Âile içi karar alma süreçlerinde aktif bir katılımcıdır.(İstişare kültürü devrededir, âile içi iletişimde ortak aklın önemi çok büyüktür. Muhakkak âile içi kararlarda çocukları ortak etmek elzemdir.)
  • Geleceğini âile ve öğretmeninin desteği ile çocuk kendisi belirler.(Yapılandırmacı eğitimin en önemli ciheti çocuğa güven vermek, âile ve öğretmenin kılavuz olmasıyla çocuğun önüne seçeceği seçeneklere hazırlık yapmaktır.)

Eski Yaklaşımda Âilenin Gözünde Okul:

  • Çocuğu meşgul eden bir kurum. Şu okullar açılsa da sizden bir kurtulsam.(Yaz tatilinde evde yaramazlık yapıldığı zaman annelerin duası.)
  • Okul iyi öğretmiyor, öğretmenler çocuğumla yeterince ilgilenmiyor.
  • Okulda disiplin yok, çocuklar başıboş yetişiyor. Çocuğum çetelere girecek diye korkuyorum.
  • Öğretmenler çok ödev veriyor. Çocuğum her akşam ödev yapmaktan yoruluyor.
  • Öğretmenler çocuğumla bire bir ilgilenmiyorlar.

Eski Yaklaşımda Okulun Gözünde Âile:

  • Âilenin başından savuşturduğu, çocuğun meşgul etme olarak gördüğü yer:”Şu okullar açılmasa!” (Yaz tatilinin bitmesini arzu etmeyen eğitimcinin durumu. Yine okullar açıldı serzenişi.)
  • Âileler çocuklarıyla hiç ilgilenmiyorlar, hatta veli toplantısına bile gelmiyorlar.
  • Âilede terbiye yok. Terbiye verilmeden okula gönderilen çocuklar okulun ortamını bozuyorlar.
  • Âileler çocuklarının ev ödevlerine yardım edeceklerine başlarını TV izlemekten kaldırmıyorlar.
  • Ne yapayım, her sınıfta ortalama 40-50 öğrenci var. Bir dersin süresi zaten 40 dakika. Hangi öğrenci ile ilgileneyim.

Eğitimde Gönüllü Olmak(Olması istenenler)

  • Öğrenme çevreden başlar.
  • Öğrenme paylaşımla kalıcı olur.
  • Öğrenme gönüllülük ister.
  • Öğrenme bedel ister.
  • Karekter öğrenmeyle şekillenir.
  • İnsanı anlamayan eğitimi anlayamaz.
  • Karekter insanın kendi kimliğini ifade etmesiyle başlar.
  • Çocuğun ilk çevresi Âilesidir.
  • Okul Âilenin devamı olmalıdır.
  • Okul ve Âile birbirine destek olmalıdır.
  • Bu çocuklar ve okullar hepimizin.
  • Okulda ve eğitimde gönüllü olmaz elzemdir.

Neticede “Eğitimde Eski ve Yeni Yaklaşımlar” olarak bir değerlendirme yapmış olduk. Nerdeyse yirmi yıla yakın “Eğitimde Yeni Yaklaşımları” uyguluyoruz. Bizzat şahsım adına öğretmen ve zümre arkadaşlarımla yeni programların değerlendirilmesinde ve iyileştirilmesinde görev aldık. Geldiğimiz nokta ortada. Yazdığımız sayfalarca rapor ve dosyalar ilçe ve il müdürlüklerinde kaldığı kanaatindeyim. Kitap inceleme, program iyileştirme, değerlendirme ölçekleri ve sayamayacağım kadar çalışmanın öğrencilere dönmediğini düşünüyorum. Keşke “Eğitimde Yeni Yaklaşımlar” doğrultusunda epey yol almış olsaydık da, şimdi yeni yeni çalışmalar ve raporlarla eğitime katkı yapabilseydik. İşin felsefesinden, uygulamaya geçmek zorundayız. Bütün bütün umutsuz değiliz elbette, ancak yapılacak çok işimiz olduğu da bir hakikat. Öyleyse yılmak yok, bütün imkânsızlıklar ve olumsuzluklar karşısında canla-başla eğitim öğretim için çırpınan güzide eğitimcileri biliyorum ve inşâallah daha güzel günler bizi bekliyor.

Sağlıcakla kalınız.

Bâkî ÇİMİÇ

bakicimic52@gmail.com

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.