Ekmek mi, hüriyet mi? | Samsun HaberSamsun Haber

28 Ekim 2020 - 08:05

Ekmek mi, hüriyet mi?

Hikâyeler ve kıssalar hakîkate birer merdiven ve basamak olur. Bazen insan meramını kıssa ve hikâyelerle anlatır. Çünkü kıssa ve hikâyeler zevklidir.

Ekmek mi, hüriyet mi?
Son Güncelleme :

25 Ağustos 2020 - 18:26

Hikâyeler ve kıssalar hakîkate birer merdiven ve basamak olur. Bazen insan meramını kıssa ve hikâyelerle anlatır. Çünkü kıssa ve hikâyeler zevklidir. İnsan merakla dinler ve okur onları. Çok hikmetli hâdiseler yaşanır hikâyelerde. Kahramanlar da bazen tam uygundur hikâyedeki olaylara. İnsan, hemen ünsiyet eder o hikâyedeki kahramanlara. Çünkü kendi hayatından izler bulur o kahramanlarda. Böyle bir güvercin hikâyesi okumuştum bir zamanlar. İşte tam da bizi anlatıyor bu hikâye demiştim. Yıllarca anlatmışımdır o güvercin hikâyesini dostlara.

Hikâyemiz şöyle: Bir zamanlar kurnaz bir avcı varmış. Meslek edindiği avcılığı merdâne değil de, hile ile sürdürürmüş. Yine bir gün ağını almış ve ormanda uygun bir yere kurmuş tuzağını. Ağının altına yemlerini yerleştirmiş. Oradan geçen bir güvercin sürüsü yemleri görünce hemen dalmışlar yemlere. Tam yemleri yemeye başlayacakları an üzerlerine kocaman bir ağ düşmüş. Hepsi ağın içinde kalmışlar. Avcı sevinçten dört köşe olmuş ve yakaladığı güvercinleri alıp eve gelmiş. Ağına hatırı sayılır güvercin takıldığından hepsini birden yiyemeyeceği için onları bir zaman beslemeyi düşünmüş. Ağın içinde tuttuğu güvercinleri yemlemeye başlamış. Açlıktan zor durumda olan güvercinler verilen yemleri hemen yemeye başlamışlar. Avcının bir gâyesi de güvercinleri yemleyerek daha semiz hale getirmekmiş. Ancak güvercinlerin içerisinde bir tanesi avcının verdiği yemlere aldırış etmemiş, bir tane de olsa yemlerden yememiş. Anlaşılan o ki hiç oralı olmamış. Aç da olsa tavrını hiç bozmamış. Arkadaşları afiyetle yemlenir ve semizlenirken O, zalim avcının kendilerine tuzak kurduğunu düşünmüş. Gururuna ve özgürlüğüne yediremeyerek yemlerden bir tane de olsa tatmamış. Hile ile yakalanmak, izzetine ve vakarına dokunmuş. Hatta yemleri yiyen diğer güvercinlere kızıyor, akıbetlerini onlara hatırlatıyormuş. Ancak nafile! Kendisine hiç aldırış eden olmadığı gibi, her gün verilen yemleri afiyetle yemeye devam edip, verilen sudan da kana kana içiyorlarmış. Yedikçe semizlenmişler, içtikçe şişmişler. Zalim avcı semiren güvercinlerden sırası geleni birer birer alıp afiyetle yiyormuş. Günler böyle devam ederken izzetli ve vakarlı güvercin zayıfladıkça zayıflamış, inceldikçe incelmiş. Hatta arkadaşları ona kızıyor, âlemin akıllısı sen misin diyorlarmış. Bir başına yapabileceğin bir şey yok, bak zayıfladıkça zayıfladın hatta yakında açlıktan öleceksin diyorlarmış. O ise “Zilletle yaşamaktansa, izzetle ölmeyi tercih ederim.” dermiş. “Bu hâl bana zarar değil, belki şandır.” Diye mukabele edermiş. O vakarlı güvercin ”Bir gün olur elbette doğar şems-i hakîkat. Hiç böyle müebbet mi kalır zulmet-i âlem.” diyormuş. Bu noktaya inancı ve itikadı tammış.

Ancak bütün bu uğraşlar ve tazyikler altında izzetli ve şehâmetli güvercin tavrını hiç bozmamış, kararlı ve vakarlı duruşunu sürdürmeye devam etmiş. Gün geçtikçe ağın içindeki güvercinler de birer birer azalmaya devam ediyormuş. Zalim avcı güvercinlerle keyifli öğünler geçiriyormuş. Yemleme, gemleme ve demleme devam ediyormuş.

Bir gün günlerden cumaymış. Ezânlar okunmuş, salâlar verilmiş ve bütün mahlûkat duâ-i icâbede Rabbine müteveccih ızdırâr hâlinde yakarışa başlamış. İzzetli ve şehâmetli güvercin de o vakitte Rabbine yönelmiş ve hâlini arzetmiş. Rabbinin “Bana duâ edin, size cevap vereyim.” emrine imtisâlen huzura durmuş ve Rabbinden fıtratına uygun hürriyetine ve özgürlüğüne kavuşmayı dilemiş. Artık iyice zayıflamış ve diğer güvercinlerin yanında küçük görünmeye başlamış. Bir ara ağın gözenekleri arasına kafası takılmış ve biraz hamle yaptığında ağın gözenek arasından zayıflayan vücudunun da dışarı çıktığını görmüş. İçinde hiç kaybetmediği ümidi birden heyecana gelmiş, kendini toparlamış ve son bir hamle ile ağdan kurtulmuş. Artık özgür bir Güvercin olarak hürriyetin engin ve eşsiz zevkini tadarak havalanmış.

Ne dersiniz? Hepimiz bu hikâyede kendinizden bir şeyler bulduk değil mi? Dedik ya başta, hikâyeler çok şeyler anlatır insanlara. İnsan sanki kendisini bulur ve kendisi yaşar o hikâyeyi. İnsanın hayatta vaz geçemeyeceği değerler vardır. Kanaatim odur ki bunların en başında hürriyet gelir. İnsan ekmeksiz yaşar, hürriyetsiz asla! İnsan hürdür, ancak yine de abdullahtır. Hürriyet odur ki, insan ne kendine, ne de başkasına zarar vermeden serbestçe yaşamasıdır. Senin hürriyetin, bir başkasının hürriyetine kadardır. Hürriyet Allah’ın insana vermiş olduğu Rahman isminin bir cilvesi ve en önemli bir tecellisidir. Öyleyse insanın en büyük mücadelesi, hürriyet ve özgür olma mücadelesi olmalıdır. Yazımızda kullandığımız güvercin hürriyet mücadelesi için verilmiş güzel bir temsildir. Hürriyetimiz için o güvercinden geri kalmamak insaniyetimizin gereği olmalıdır vesselam!

Bâkî Çimiç

bakicimic52@gmail.com

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.