Hedef Kızıl Gezegen (Mars) | Samsun HaberSamsun Haber

28 Ekim 2020 - 11:12

Hedef Kızıl Gezegen (Mars)

Yıl 2020 bu zamana kadar olan gelişmeleri toparlayarak bizi neler bekliyor bakalım…

Hedef Kızıl Gezegen (Mars)
Son Güncelleme :

08 Ekim 2020 - 9:10

Mars’a gitmek…
Mars’ta koloni kurmak…

Yıl 2020 bu zamana kadar olan gelişmeleri toparlayarak bizi neler bekliyor bakalım…

Stephen Hawking NASA’nın 2008’deki 50’inci yıldönümünde “Eğer insanoğlu birkaç milyon yıl daha var olacaksa, cesaretimizi toplayıp hiç kimsenin daha önce gitmediği bir yere gitmemiz gerekiyor.” demiştir…

Evet Mars’a gitmemiz için bir nedene ihtiyacımız varsa nedenimiz bu. “Türümüzün devamlılığı.”

Dünya insanoğlunun bilinen tek evi. Geçmişe baktığımızda dinazorların bu dünyada var olma mücadelesine yenik düştüğünü görüyoruz. Bu bize insanoğlunun gezegenlere yayılma, farklı gezegenlerde de yaşam alanları, koloniler oluşturmasıyla türümüzün devamlılığı için gerekli olduğunu gösteriyor. Mars bu konuda ideal çünkü gün uzunluğu neredeyse dünyaya benziyor ve yüzeyinde su buzları bulunuyor. Üstelik elimizdeki şimdilik en iyi seçenek, Venüs ile Merkür fazla sıcaklar ve Ay’ın ise kolonileri korumak için bir atmosferi bulunmuyor.

Mars’a gitmek için bir diğer neden ise; teknolojinin devamlılığını sağlamak. günlük hayatımızda kullandığımız pek çok teknolojinin temelinde yapılan uzay araştırmaları yatıyor. Uzayda nasıl hayatta kalınacağından nasıl iletişim kurulacağına kadar birçok problemin çözümü için yeni teknolojiler geliştirildikten sonra dünyadaki yaşamın kolaylaşması için kullanılıyor. Hepimiz görüyor ve biliyoruz, teknolojiyi elinde tutan ülke, geleceğin en zengin ülkesi olacağından bu alanda yatırım yapmak vazgeçilmez bir gerçek.

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “İstikbal Göklerdedir.” sözü tam da bu konuları işaret ediyor. Mars’ta yaşam kurmanın siyasi ve maddi anlamda yaratacağı üstünlüğü anlamak için çok zeki olmaya gerek yok.

Alexander Kumar “Sadece insanoğlunun okyanus dibinden uzaya kadar limitlerini zorlarsak Dünya’da yaşamı düzeltebilecek bilimsel ve teknolojik keşifler yapabilirz.” demiş.

Ayrıca Alexander Kumar, hem fiziksel hem zihinsel olarak zor şartlara nasıl adapte olduğunu test etmek için Dünya’daki Mars’a en çok benzeyen yerde Antaktika’da yaşıyordu. Burayı bir örnekle inceleyelim: Uzay’daki ilk 3 yılında NASA’nın değerli Hubble Space teleskopu mühendisliğindeki kusur yüzünden bulanık resimler çekiyordu.Bu sorun son olarak 1993’de çözülmüştü ama başlangıç yıllarında bu fotoğrafları kullanabilmek için astronomlar resimlerden olabildiğince çok bilgi toplayabilmek için bir bilgisayar algoritması üretmişlerdi. Bu algoritma sonradan bir doktor tarafından x-ray resimlerine göğüs kanserini saptamak için yansıtılmıştı. Ve sonunda algoritma göğüs kanserinin erken teşhisi için kullanılmıştı. ABD’li astrofizikçi Neil deGrasse Tyson, “Bu tür olayları öngöremezsiniz. Bir alanda yapılan bir yenilik başka bir alanda devrimsel değişimlere sebep olabiliyor” demişti.

Planetary Society’nin CEO’su Bill Nye, insanların robotlardan 10 bin kat daha hızlı buluş gerçekleştirebileceklerini ve bu nedenle de Mars’a robot yerine insan göndermek gerektiğini savunmuştu. Bir teoriye göre dünyadaki hayat Dünya’daki çamurdan değil Mars’taki su kanyonlarından gelmektedir. Mars’a gitmek orada bir hayatın varlığının araştırılması için de son derece önemli ve Mars’a gidiş için başka bir nedeni oluşturuyor. Bir yerde merak… Daha derin araştırmalar için robotlardansa Mars’a insan gitmeli…

DeGrasse Tyson’a göre ise insanoğlu Mars’a sonraki jenerasyonlara uzay keşfinde örnek olmak. Bu da Mars’a gitmemiz gerektiğine dair başka bir sebep. DeGrasse Tyson “Eğer öğrencileri bilimadamı, mühendis, matematikçi olmaya heveslendirecekse evet, Mars’a gitmeliyiz. Mars’a inecek bir sonraki astronot jenerasyonu şu an daha ortaokulda.” demiştir.

Evet görünen o ki Mars bizi bekliyor peki bu ne kadar kolay olacak?

Mars’a yolculuğun en büyük sorunu uzay mekiğinin katetmesi gereken mesafenin uzunluğu. Mars ile Dünya’nın arasındaki mesafe 55 milyon kilometreden 400 milyon kilometreye kadar değişebiliyor. Bu değişkenliğin sebebi gezegenlerin uzaydaki hareketi. Mars’a gitmek, uzun zaman boyunca uzayda radyasyona maruz kalmak anlamına geliyor. Günümüz teknolojisi ile Mars’a gidip geri dönmenin 3 yıl alacağı belirtiliyor.

Sorun şimdilik sadece ulaşım değil, iletişimde de bir kaç pürüz var. Mars ve Dünya arasında gerçek zamanlı iletişim kurmak şimdilik imkansız. Telefonu elinize alıp kimseyle konuşamayacaksınız, çünkü uydu sinyallerinin Dünya’ya ulaşması yaklaşık 20 dakika alıyor. Bu nedenle SMS atacak veya video mesajı göndereceksiniz. Bu şartlar altında online sohbet yapamazsınız. Mesajı göndereceksiniz ve yaklaşık bir saat sonra cevabınızı alacaksınız.

Diğer bir sorun yaşam alanı, Mars yüzeyi ölü, orada görünen hiçbir şey yok. Dünya’nın en kurak çölünde yaşamaktan beter. Hatta Dünya’nın en kurak çölü, Mars’ın en rutubetli yerinden daha çok su içeriyor. Burada araziyi süsleyen yeşil bitkiler orada yok. Ayrıca Mars’a gönderdiğimiz araçların yüzeyde ışığa duyarlı kameralarıyla çektikleri resimlere aldanmayın. Mars aslında karanlık bir gezegen ve Dünya’nın sadece yarısı kadar ışık alıyor. Mars’a ulaşan Güneş enerjisi de Dünya’ya ulaşan enerjinin neredeyse yarısı. Bu yüzden Mars’ta yaşamak sürekli alacakaranlıkta gezmek anlamına geliyor. Yani koloni kurmaya başlamak biraz zorlu bir başlangıç olacak ama insanoğlu zoru başarmayı da seviyor. Hedef Mars ise oraya bir şekilde gideceğiz…

Mars’a yerleşmenin önündeki başka bir sorun ise beslenme. Mars’a yiyecek taşımanın zorluğundan dolayı sera kurmak fikri şu an en çok kabul gören fikir. Turfanda meyve ve sebze yetiştirilecek. Mars’ta ozon tabakası olmadığı için morötesi ışınlardan korunulması gerekecek. Bunun için de yüksek UV koruma faktörlü güneş kremleri kullanılmalı bu kremler içinde orada bitki yetiştirilmeli yani bitkiler sadece beslenme amaçlı değil korunma, sağlık içinde gerekli olacak. Bu korunma ve ilaçların üretimi için bir de laboratuvar olması şart.

Tüm yukarıdaki sorunlar için bir çok proje var ve güzel haberler de geliyor. Mars projesi şimdilik iyi gidiyor. Yakında oradayız…

Peki biz bu araştırmaların neresindeyiz? Keşke yazının başlığını “Hedef Kızılelma” olarak yazabilseydim. Projeler içerisinde kendi becerileriyle yer alan bir elin parmağını geçmeyecek kadar Türk mühendis var ama hepsi bu kadar…

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Tuncer KESKİN 8 Ekim 2020 / 10:34 Cevapla

Biraz bilim kurgu gibi olan bu konular insanlığın her zaman dikkatini ve merakını çekmiştir. Yazını ilgiyle okudum. Bunlar insanlık için güzel şeyler elbette ama şuanki teknolojiyle oldukça zor gibi görünüyor. Bununla birlikte insanoğlunun daha kendi dünyasında okyanusların altında keşfetmediği o kadar çok şey var ki. Yine de konu Uzay olunca dikkatler burda yoğunlaşıyor. İnşallah birgün kızıl gezegen bizim için de Kızılelma olur.