Nasıl bu kadar hissizleştik biz… « Samsun Star Haber

23 Ekim 2021 - 18:27
Avatar

Nasıl bu kadar hissizleştik biz…

Nasıl bu kadar hissizleştik biz…
Son Güncelleme :

01 Eylül 2021 - 12:12

Kolaya alışarak,

Beklemeyi unutarak…

Annemle sohbet ederken farkında olduğum bu yaşam biçiminin içinden, daha da farkına vardıklarım oldu.
Nasıl da köreldiğimizi, yaşama sevincimizi törpülediğimizi iliklerime dek hissettim!

Oysa “kör bir kuyuda umut ışığıdır yaşamak.”
(Bir Masaldır Yaşamak Şarkı sözü)

İşte o kör kuyulara yolculuk etti zihnimiz, sözlerimiz.

Çok eskilere gittik konuşurken, benim çocukluğumdan bahsederken annemin çocukluğu ezdi geçti yüreğimi. Ben ne yaşamışım ki dedim!!!
Lakin burası drama yönü gibi görünse de bahsedeceğim konu tam aksine.

Zor ama güzel, zor ama öğretici, zor ama tertemiz…
Hiç bir şeye kolay ulaşılamadığı için;
beklemeyi öğretiyor ve beklenen geldiğinde kıymeti biliniyor hem öyle böyle değil o günün heyecanı kelimelere bile dökülemiyor.

Anneme;
“Aklıma bayram sabahları geldi, kıyafetlerimi kanepe üzerine dizerdim ütüsü bozulmasın diye…
Yeni ayakkabımı kapı önüne koyamazdım o gece.” dedim…

Güldü, sohbete devam ettik;
“Peki dedi, misafir gelsin diye dua etmek nedir.”
Misafirperver olduğunu bilirim annemin, çok sever gelene hizmet etmeyi ve hep her gelen kişiye sofra kurar mutlaka, bizi de sıkı sıkı tembihlerdi,  sakın ha sormayın bile utanır diyemez, hiç bişi yoksa kapınızdan girene çay, zeytin, ekmek ikram edin derdi.

Bunun bir sebebi varmış elbet, ha milli bir kültürümüz bu ama demekki her kültürün derin bir mazisi var hayatımızda!

Misafiri beklerlermiş ki, gelsinler onlarla beraber sofraya nadir gelen yiyeceklerden içeceklerden bizde yiyebilelim diye. Çok sık alınamayan gıdaları misafire ikram ederken bize de düşsün diye…

Devam etti annem;
“Çok heycanlanırdık karanlık dağ yolunda ışık görünce, bir ses bir uğultu kulağımıza geldiğinde. Haberleşme yoktu o zamanlar tabi, ışık ses gözlerdik akşam olunca.” dedi.

Ne tuhaf dimi, belki bir iki yiyecek için misafir beklenirdi, belki bir fistan için günlerce çalışırlardı…
Bulunmuyormuş da her yerde, her şey.
Ulaşım zor, şartlar zor.

Çok zor evet ama o duyguların yüceliği, heyecanı, sıcaklığı, samimiyeti yok şimdi. Her şeye çok kolay ulaşıyoruz, kıymetini bilmiyoruz hatta çok kısa sürede bıkıyoruz..
Sahi bıkıyoruz dedim de, biz artık bir insandan, bir yürekten bile çok çabuk bıkıyoruz, yok sayıyoruz, hiç yokmuş, olmamış gibi davranıyoruz.

Sanırım,
Kolaya alışarak,
Beklemeyi unutarak,
Hemen, anında ulaşarak,
Çoğu duyguyu yitirdik.
Aşk gibi güçlü bir his dahi kanıksandı. Hiç bir önemi kalmadı, yüreğin yüreğe değmesi anlamsızlaştı.

Aslında böyle olmayabilirdi,
Çok uzak olan maddesel varlıklara yakınlaştıkça,
Bunca güzel, içten, samimi maneviyattan, duygulardan uzaklaşmak da neden, niçin, niye???

Nasıl bu kadar hissizleştik biz?

Elif ACAR

İnstagram: elifacar_e

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Mehtap Direm 1 Eylül 2021 / 23:57 Cevapla

Kaleminize, yüreğinize sağlık Elif Hanım 🤗Her zamanki gibi yine yaşanmışlıkları kaleme almışsınız. Okurken taaa geçmişe gittim. Ne güzel günlerdi dediğiniz gibi misafirin gelişini beklemek… 💖

    Elif ACAR 2 Eylül 2021 / 10:10 Cevapla

    Yüreği güzel Mehtap Hanım, sizin de okuyan, yorumlayan yüreğinize sağlık, minnettarım… Dimi, o günlerin duygusu çok güçlüymüş. Hem fazla emek isteyen hem derin hisler yaşatan. Şimdi eser yok o duygulardan.. Sevgiyle kucaklıyorum sizi, eksik olmayın 🙏💞

Baki ÇİMİÇ 1 Eylül 2021 / 23:44 Cevapla

Öncelikle enfüsî ve deruni bir yazı daha yazdığınız için tebrikler Elif hanım. Tâ derinlere dokunan, iç âlemimizde bir muhasebe ve murakabeye vesile olan yazınız, aynı zamanda toplum olarak önemli bir hastalığımızı da derhatır ettirdi. Sanırım insani hasletlerimizi toplum olarak kaybettik. Maddî bir hayatı önceleyen kapitalizm insani ve mânevî yönünüzü köreltti. Kendi öz değerlerimize yabancı olmaya başladık. Ve neticede hisleriyle ve duygularıyla hareket edemeyen bir toplum, hazlarıyla ve nefsani arzularıyla hareket eder duruma geldi. Çözüm olarak tekrar insani kodlarımıza dönmeli, yek vücud bir tarziye verip, toplu bir uyanışa geçmeliyiz. Kolay değil, ancak imkansız da değil. Çünkü ümitsizlik mâni-i her kemâldir. Yani bütün güzelliklerin en büyük engeli ümidimizi yitirmektir.

    Elif ACAR 2 Eylül 2021 / 10:07 Cevapla

    Değerli, saygıdeğer Baki Hocam, bende öncelikle çok içten, samimi duygularım ile size çok teşekkür ederim, varlığınız daim olsun, minnettarım 🙏Yazdığınız paragrafa meftun oldum, okumaya doyamadım inanın. Öyle güzel anlamışsınız ki, birde O muhteşem Türkçe’nizi ayakta aşkışlamamak elde değil. Yorumunuz harfiyen katılıyorum, sizlerden de ne çok öğrendiklerimi var. Ülke’min aydın, geniş ufuklu, bilgi yüklü insanları, iyi ki varsınız… Sevgiyle, saygıyla ellerinizden öpüyorum… Sağlıcakla kalın 🙏🌼

Tuncer KESKİN 1 Eylül 2021 / 15:58 Cevapla

Malisef doğru söylüyorsunuz. Hissizleştik hep birlikte. Belki de yaşadıklarımız, hayat aldı hislerimizi bizden. His sadece “aşk” değil. Yolda giden bir kediye de sevgi duymaktır. Yangın olur iki gün TV de çıkar üzülürüz üçüncü gün hiçbir şey hissetmeyiz. Sel olur yine aynı. Şehit haberi gelir yine aynı. İnsanlar yaralarını kim bilir kaç ayda kaç yılda saracaklar. Ama toplum olarak hissizleştik gerçekten. Aslında bu çok derin bir konu. Toplumu bireyler oluşturduğuna göre bu konunun temelinde herkes kendi iç dünyasıyla yüzleşmeli. Neden bu kadar alıştık herşeye. Bunun sonu nereye varacak…
Böyle güzel bir yazı kaleme aldığınız için sizi kutluyorum Elif hanım. Saygılarımla 👏👏👏

    Elif ACAR 1 Eylül 2021 / 16:58 Cevapla

    Öncelikle çok teşekkür ederim Tuncer bey, okuyan yüreğinize sağlık… Sizler gibi duyarlı, vefalı insanlarımızın varlığına minnettarım 🙏Dediğiniz gibi bu öyle derin bir konu ki aslında, her şeye alışarak körelttiğimiz duygulara hasret yaşar olduk ve bu çok acı.. Ne sahip olduklarımızın kıymetini biliyoruz ne de kaybettiklerimiz için bir mücadelemiz var.. Bu nereye kadar? Sevgi saygıyla selamlıyorum sizi… Sağlıkla kalın 🙏🌼

Erdoğan 1 Eylül 2021 / 13:29 Cevapla

Her zaman ki gibi yüreklere dokunmuşsunuz….

    Elif ACAR 1 Eylül 2021 / 16:58 Cevapla

    Çok teşekkür ederim değerli Erdoğan bey, varlığınıza minnettarım, okuyan yüreğinize sağlık 🙏☺️

Google News

Samsun'da Hava Durumu

Samsun'da Namaz Vakitleri
Google News